Ankara Oyun Terapisti

Ankara Oyun Terapisti Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Ankara Oyun Terapisti, Child Development, Ankara.

Ayrışmak, bir günde gerçekleşen ya da çocuğu yalnızlığa iterek çözülen bir süreç değildir. Bırakın çocuklarımızı, yetişk...
14/08/2026

Ayrışmak, bir günde gerçekleşen ya da çocuğu yalnızlığa iterek çözülen bir süreç değildir. Bırakın çocuklarımızı, yetişkinler olarak bizler bile güvenmediğimiz bir alana adım atarken bocalıyoruz. Bir çocuğun “Güvendeyim” diyebilmesi için iteklenmeye değil; arkasında sağlam, kapsayıcı ve sakin bir limanın varlığını hissetmeye ihtiyacı var.

Eğer çocuğunuz sizden ayrılmakta zorlanıyorsa, bu onun “mızmız” veya “bağımlı” olduğunu göstermez. Tam aksine, bağınızın ne kadar kıymetli olduğunu ve henüz o güvenlik hissini kendi içinde taşımaya hazır olmadığını gösterir.

Unutmayalım:

Ağlatarak alıştırmak uyum sağlamak değildir, teslim olmaktır. Bizim amacımız ise teslim olan değil; arkasındaki piste güvenip kendi kanatlarıyla güvenle havalanan çocuklar yetiştirmek. ✨

Özellikle okulun ilk günlerinde ya da yeni bir ortama girerken ayrılmakta zorlanan çocuklar için en sık duyduğumuz tavsi...
14/08/2026

Özellikle okulun ilk günlerinde ya da yeni bir ortama girerken ayrılmakta zorlanan çocuklar için en sık duyduğumuz tavsiye genellikle “Alışması lazım, zorlamalısın” olur.

Oysa gelişimsel açıdan baktığımızda, ayrışma ve bağımsızlaşma bir “zorlama” ile değil; tam aksine içeride hissedilen kırılmaz bir güven duygusuyla gerçekleşir.

Bir uçağın gökyüzünde özgürce süzülebilmesi, arkasındaki pistin ne kadar sağlam olduğuna bağlıdır.

Çocuğunuz ayrılmakta zorlandığında:

🔹 Onu aniden ortama itmek cesaretini artırmaz; aksine kaygısını tetikler.
🔹 “Buradayım, güvendesin ve hazır hissettiğinde adım atabilirsin” hissini vermek ise ona sığınabileceği ve güç alabileceği o sağlam pisti sunar.

Ayrışma bir kopuş değil, güvenli bir zeminden kademeli olarak havalanma sürecidir. ❤️

Çocuk yoğun bir duygu yaşadığında (öfke, korku, çaresizlik) beyninin mantık kuran kısmı (prefrontal korteks) devre dışı ...
29/07/2026

Çocuk yoğun bir duygu yaşadığında (öfke, korku, çaresizlik) beyninin mantık kuran kısmı (prefrontal korteks) devre dışı kalır ve ilkel beyni (amigdala) devreye girer.

Çocuk bu anlarda “savaş, kaç ya da don” modundadır.

Peki onu “Ağlayacaksan odana git sakinleş gel.” Diyip bir odaya gönderdiğimizde ne olur?

🌿Mantık Kuramaz: Yalnız kaldığında “Hımm, ben sanırım anneme/babama ayıp ettim, bir daha yapmayayım” diye düşünmez. Çünkü o sırada beyni düşünme modunda değil, hayatta kalma modundadır…

🌿Tehdit Olarak Algılar: Çocuğun sinir sistemi, yalnız bırakılmayı ve izolasyonu bir güvenlik tehdidi ve terk edilme olarak kodlar.

🌿Öfkesi Katlanır: Sakinleşmez; aksine içindeki çaresizlik, anlaşılmama hissi ve öfke katlanarak büyür.

🌿Bastırmayı Öğrenir: Zamanla “sakinleşip” odadan çıkması, duygusunu düzenlemeyi öğrendiği anlamına gelmez. Sadece sevgiyi ve kabulü kaybetmemek için duygusunu bastırmayı (donma modunu) öğrenmiştir.

Çocukların kriz anında yalnız kalmaya değil, duygularını düzenlemelerine yardım edecek düzenlenmiş bir yetişkin sinir sistemine (Co-Regülasyon) ihtiyacı vardır.

Yalnızlaştırmak yerine; “Şu an çok öfkelisin ve bu çok doğal. Ben buradayım, hazır olduğunda sarılabiliriz ya da konuşabiliriz” diyerek yanında kalmak, çocuğa duyguların korkulacak bir şey olmadığını ve güvende olduğunu öğretir… ♥️

Çocuk yoğun bir duygu yaşadığında (öfke, korku, çaresizlik) beyninin mantık kuran kısmı (prefrontal korteks) devre dışı ...
29/07/2026

Çocuk yoğun bir duygu yaşadığında (öfke, korku, çaresizlik) beyninin mantık kuran kısmı (prefrontal korteks) devre dışı kalır ve ilkel beyni (amigdala) devreye girer.

Çocuk bu anlarda “savaş, kaç ya da don” modundadır.

Peki onu tek başına bir odaya gönderdiğimizde ne olur?

1. Mantık Kuramaz: Yalnız kaldığında “Hımm, ben sanırım anneme/babama ayıp ettim, bir daha yapmayayım” diye düşünmez. Çünkü o sırada beyni düşünme modunda değil, hayatta kalma modundadır…

2. Tehdit Olarak Algılar: Çocuğun sinir sistemi, yalnız bırakılmayı ve izolasyonu bir güvenlik tehdidi ve terk edilme olarak kodlar.

3. Öfkesi Katlanır: Sakinleşmez; aksine içindeki çaresizlik, anlaşılmama hissi ve öfke katlanarak büyür.

4. Bastırmayı Öğrenir: Zamanla “sakinleşip” odadan çıkması, duygusunu düzenlemeyi öğrendiği anlamına gelmez. Sadece sevgiyi ve kabulü kaybetmemek için duygusunu bastırmayı (donma modunu) öğrenmiştir.

Çocukların kriz anında yalnız kalmaya değil, duygularını düzenlemelerine yardım edecek düzenlenmiş bir yetişkin sinir sistemine (Co-Regülasyon) ihtiyacı vardır.

Yalnızlaştırmak yerine; “Şu an çok öfkelisin ve bu çok doğal. Ben buradayım, hazır olduğunda sarılabiliriz ya da konuşabiliriz” diyerek yanında kalmak, çocuğa duyguların korkulacak bir şey olmadığını ve güvende olduğunu öğretir… ♥️

1981 yılında Dr. William H. Frey II ve ekibi çok ilginç bir biyokimya deneyi yaptı. Bir gruba hüzünlü filmler izletip du...
26/07/2026

1981 yılında Dr. William H. Frey II ve ekibi çok ilginç bir biyokimya deneyi yaptı. Bir gruba hüzünlü filmler izletip duygusal olarak ağlattı, diğer grubun gözlerini ise soğan buharıyla refleks olarak yaşarttı.

Laboratuvar sonuçları şaşırtıcıydı:

Film izleyip duygusal olarak ağlayanların gözyaşlarında, soğanla ağlayanlara kıyasla %24 daha fazla stres hormonu (ACTH, Kortizol) ve vücudun ürettiği doğal ağrı kesiciler (Lösin-Enkefalin) bulundu.

Peki bu çocuklarımız için ne anlama geliyor?

Çocuklar gün içinde aşırı uyarılma, sınırlar ve yüksek duygular yaşarlar. Bedenleri bu gerilimi toplayıp bir birikim oluşturur. Ağlamak, çocuğun sinir sisteminin biriken bu stres hormonlarını fiziksel olarak dışarı pompalama yöntemidir.
Yani duygusal gözyaşı, kelimenin tam anlamıyla biyolojik bir detokstur.

Bizler “Ağlayacak ne var bunda?” veya “Ağlama artık!” dediğimizde, farkında olmadan çocuğun bedenindeki bu doğal stres boşaltım mekanizmasını tıkamış oluyoruz.

Unutmayın ağlamak bir zayıflık veya manipülasyon değil; beden ve zihin sağlığı için zorunlu bir ihtiyaçtır... ✨✨

1981 yılında Dr. William H. Frey II ve ekibi çok ilginç bir biyokimya deneyi yaptı. Bir gruba hüzünlü filmler izletip du...
26/07/2026

1981 yılında Dr. William H. Frey II ve ekibi çok ilginç bir biyokimya deneyi yaptı. Bir gruba hüzünlü filmler izletip duygusal olarak ağlattı, diğer grubun gözlerini ise soğan buharıyla refleks olarak yaşarttı.

Laboratuvar sonuçları şaşırtıcıydı:

Film izleyip duygusal olarak ağlayanların gözyaşlarında, soğanla ağlayanlara kıyasla %24 daha fazla stres hormonu (ACTH, Kortizol) ve vücudun ürettiği doğal ağrı kesiciler (Lösin-Enkefalin) bulundu.

Peki bu çocuklarımız için ne anlama geliyor?

Çocuklar gün içinde aşırı uyarılma, sınırlar ve yüksek duygular yaşarlar. Bedenleri bu gerilimi toplayıp bir birikim oluşturur. Ağlamak, çocuğun sinir sisteminin biriken bu stres hormonlarını fiziksel olarak dışarı pompalama yöntemidir.
Yani duygusal gözyaşı, kelimenin tam anlamıyla biyolojik bir detokstur.

Bizler “Ağlayacak ne var bunda?” veya “Ağlama artık!” dediğimizde, farkında olmadan çocuğun bedenindeki bu doğal stres boşaltım mekanizmasını tıkamış oluyoruz.

Unutmayın ağlamak bir zayıflık veya manipülasyon değil; beden ve zihin sağlığı için zorunlu bir ihtiyaçtır.

Address

Ankara

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ankara Oyun Terapisti posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share