16/09/2024
Sevgili günlük,
Hanidir seninle konuşmamış, yaşadıklarımı ve hissettiklerimi seninle paylaşmamışım. Belki de bundandır sol yanımdaki ağrılar. İzler, dinler anlar olmuşum; sürer, düşer, kalkar ve yine sürmeye devam eder olmuşum da yazar olmamışım. Düşüncelerimi ve duygularımı yazar, ifade eder olmamışım. Bu manzaraya bakarken anladım bunu. Bu fotoğrafta Gözümün gördüğünü, kulağımın duyduğunu ve kalbimin hissettiklerini anlatabilirim. Bir derinlik var. Derine daldıkça puslu, uzaklaştıkça dumanlı bir dağ var sonunda. Göl yansımaları anlatıyor sessizce, içinde ve üstünde yaşayan bir sürü canı fısıldıyor belki de. Renklerin hissiyatı çok, çok... nasıl tarif etsem bilemiyorum... kelimelerim kayıp gibi. Bu gölün altında kalan köy gibi kelimelerim. Yaşamışlar, oradalar ama şimdi sular altına gömülmüşler gibi. Neyse, renklerde kalmıştım. Griden yeşile renk geçişleri var. Yeşilin bir çok rengi var. Yaklaştıkça renkler canlanıyor, yeşil daha yeşil oluyor. Bütün detayları, farklı tonları görebiliyorum. Suda boğulmamak için direnen teknenin pruvasındaki kırmızı renk kendini belli ediyor. Aslında kırmızı değil, açık kiremit rengi gibi. Bu renge sadece kırmızı demek rengin güzelliğine ayıp etmek bence. Binlerce renkten bir tanesi. eminimki hiçbir kırmızıya benzemiyordur. Hiçbir kırmızı da ona benzemiyordur. İçi biraz bulanmış göl suyunun yansımasıyla hafif bir tezatlık oluşturan bu renk sadece burada, bu anda var. Az sonra değişen bulutlar ve güneş ışınları ve dalgalar nedeniyle burada olmayacak. Her anın, her var olanın biricikliğini hatırlatıyor bana. İşte Bu noktada "qualia" kavramına varıyorum. Herşeyin algılayan tarafından öznelliği. Neyse konum felsefe değildi bugün. Konum bir göl kenarıydı, renkler ve duygulardı. Tevriye yaptım.
Yapamadıklarım var. Bu manzaranın resmini çizmek ya da gözümün gördüğü gibi resmedebilmek gibi. Bu manzaradaki tüm renkleri, ışığı, gölgeyi, derinliği, detayları görüyor ama elime bunu çizdiremiyorum. Gördüklerimin resmini yapamıyorum. Sevgili günlük, bu manzarayı izlerken ve zihnimde yarattığı görseli bir tuval üstüne aktaramayacağımı düşünürken duygularını ifade edemeyen insanları anladım. Görüyorum ama resmedemiyorum. Bu günlük bu kadar...