19/04/2022
İstanbul ve Londra’dan merhaba! Sevgili Mahir’le, Posta Poetika adını verdiğimiz dijital mecmuamızın Mart sayısına ilginiz, yazdıklarımıza nazik geri dönüşleriniz için teşekkür ederiz.
Güven(lik) temalı Nisan sayımız yazıları ve videosuyla yolda, bu hafta abonelerimizle buluşacak.
Biz bu arada “Poetika Serisi”nde vurguladığımız hemrâhlığı Posta Poetika bünyesinde devam ettirebilmek için başka bir platforma taşındık.
Yeni platformumuzda artık Posta Poetika içeriklerinin en altındaki “Like & Comment” butonuna tıklayarak gerek bizlerin, gerek diğer abonelerin görebileceği şekilde yorumlarınızı yazabilecek, böylelikle o sayının temasının sizdeki tezahürünü bütün Posta Poetika ailesiyle, yani Posta Poetika hemrâhlığıyla paylaşabileceksiniz.
Henüz abone değilseniz, Posta Poetika’ya abonelik linki tepede.
Not: Kullandığımız platform TL fiyat belirlememize izin vermiyor, ücret o sebeple Pound cinsinden. Zaten de Posta Poetika’nın bir ayağı, Mahir’i, Londra’da.
Ayrıca Posta Poetika'yı Instagram ve Twitter adresleri üzerinden takip edebilirsiniz.
Nisan sayımızda görüşmek üzere.
Posta Poetika hakkında:
Sepin Sinanlıoğlu ve Mahir Ünsal Eriş’ten Posta Poetika
Bir mektup kime aittir? Yazana mı onu alana mı? İletişimin anlık hıza erişebilmesinden önce hayatımızda oldukça esaslı yeri olan mektup, bu sorusuyla da meşhurdur malumunuz. Paradoksal görünen bu tartışmanın sonu yok. Ancak bir mektup yazana mı yoksa onu alana mı aittir bunu hiç düşünmeden emin olabileceğimiz bir şey var: O mektubun harekete geçirdiği duygu tarafların ikisine de aittir.
Poetika’yla merakın içimizde uyandırdığı sevinci, öğrenme ve anlamanın ruhumuza verdiği neşeyi tatmanın mutluluğu içindeyiz. Şimdi hemrâhlığı genişletmeye, sizi mektuplaşmaya çağırıyoruz!
Size her ay biz, Sepin ve Mahir, mektup yazacağız. “Poetika Serisi”nde ele aldığımız konular etrafında, “Posta Poetika” adı altında yazı, audio ve/veya video içeriği üreteceğiz. Adına isterseniz mektup diyelim, isterseniz posta, isterseniz –tıpkı eski günlerdeki gibi– abone olduğunuz, kapınıza gelen bir mecmua! Posta Poetika.
19/04/2022
İstanbul ve Londra’dan merhaba! Sevgili Mahir’le, Posta Poetika adını verdiğimiz dijital mecmuamızın Mart sayısına ilginiz, yazdıklarımıza nazik geri dönüşleriniz için teşekkür ederiz.
Güven(lik) temalı Nisan sayımız yazıları ve videosuyla yolda, bu hafta abonelerimizle buluşacak.
Biz bu arada “Poetika Serisi”nde vurguladığımız hemrâhlığı Posta Poetika bünyesinde devam ettirebilmek için başka bir platforma taşındık.
Yeni platformumuzda artık Posta Poetika içeriklerinin en altındaki “Like & Comment” butonuna tıklayarak gerek bizlerin, gerek diğer abonelerin görebileceği şekilde yorumlarınızı yazabilecek, böylelikle o sayının temasının sizdeki tezahürünü bütün Posta Poetika ailesiyle, yani Posta Poetika hemrâhlığıyla paylaşabileceksiniz.
Henüz abone değilseniz, Posta Poetika’ya abonelik linki tepede.
Not: Kullandığımız platform TL fiyat belirlememize izin vermiyor, ücret o sebeple Pound cinsinden. Zaten de Posta Poetika’nın bir ayağı, Mahir’i, Londra’da.
Ayrıca Posta Poetika'yı Instagram ve Twitter adresleri üzerinden takip edebilirsiniz.
Nisan sayımızda görüşmek üzere.
Sepin Sinanlıoğlu ve Mahir Ünsal Eriş’ten Posta Poetika
Bir mektup kime aittir? Yazana mı onu alana mı? İletişimin anlık hıza erişebilmesinden önce hayatımızda oldukça esaslı yeri olan mektup, bu sorusuyla da meşhurdur malumunuz. Paradoksal görünen bu tartışmanın sonu yok. Ancak bir mektup yazana mı yoksa onu alana mı aittir bunu hiç düşünmeden emin olabileceğimiz bir şey var: O mektubun harekete geçirdiği duygu tarafların ikisine de aittir.
Poetika’yla merakın içimizde uyandırdığı sevinci, öğrenme ve anlamanın ruhumuza verdiği neşeyi tatmanın mutluluğu içindeyiz. Şimdi hemrahlığı genişletmeye, sizi mektuplaşmaya çağırıyoruz!
Size her ay biz, Sepin ve Mahir, mektup yazacağız. “Poetika Serisi”nde ele aldığımız konular etrafında, “Posta Poetika” adı altında yazı, audio ve/veya video içeriği üreteceğiz. Adına isterseniz mektup diyelim, isterseniz posta, isterseniz –tıpkı eski günlerdeki gibi– abone olduğunuz, kapınıza gelen bir mecmua! Posta Poetika.
17/04/2022
Anlayınca anlıyorsun.
Başkasını anlayınca, işte, bunu, anlıyorsun.
15/04/2022
Şu hayatta “tarif edilemezler” var, sözcüklerin yetemedikleri, daha dün Poetika 3’ün son buluşmasında soframıza teşrif ettiler, fenalar.
Sonra gel zaman git zaman o “tarif edilemezler”i o kadar çok anlatmak istiyorsun ki bir imge düşüyor önüne ve bir hikâye, o imgenin etrafında örülüveriyor. Çünkü çoğu zaman: “Yazmasaydım, ölecektim, yazdım.”
“Yazmasaydım-ölecektim-yazdım”ları olanlar, olup da delireyazanlar, kendini ve izin verirse hayatı sözcüklerin içinden geçe geçe hatırlamayı sevenler için: Kemal Varol’la Roman Atölyesi…
Atölye İçeriği:
Yazar Kemal Varol’la, yakın zamanda sinema filmi olarak da gösterilecek olan Âşıklar Bayramı romanı üzerinden yapılacak tek derslik atölyede, bir romanın oluşum aşamaları ele alınacak. Romanda hikayenin önemi, mekan ve karakter seçimi, anlatım biçimi ve diyalog yazımının irdeleneceği üç saatlik atölyede katılımcılara Âşıklar Bayramı’nın yazım aşamalarının yanısıra roman sanatı hakkında temel bilgiler verilmesi amaçlanmaktadır. Atölye katılımcılarının, atölye öncesinde söz konusu romanı okuması yeterli olacaktır.
28 Nisan, 20:00-23:00, online
Katılım için link tepede.
Kayıt alınacak ve süreli olarak paylaşılacaktır.
Kemal Varol hakkında:
1977 yılında doğdu. Edebiyata şiirle başladı. Yas Yüzükleri (2001), Kin Divanı (2005), Temmuzun On Sekizi (2007) adlı şiir kitapları Bakiye adıyla toplu şiirler olarak kitaplaştı. Jar (2011), Haw (2014), Ucunda Ölüm Var (2016), Âşıklar Bayramı (2019) ve Kara Sis (2021) adlı romanları, Sahiden Hikâye (2017) adlı bir hikâye kitabı ve Demiryolu Öyküleri (2010) ile Memleket Garları (2012) adında iki derlemesi yayımlandı. Haw romanıyla 2014 Cevdet Kudret Roman Ödülü, Sabit Fikir 2014 Yılın Romanı, 2015 Çağdaş Gazeteciler Derneği Barış Ödülü, Pen Amerika 2017 Çeviri Destek Ödülü ve 2021 Fransa Türkiye Edebiyat Ödülüne, Sahiden Hikâye adlı kitabıyla 2018 Sait Faik Hikâye Armağanı ve 2019 NDS Liseliler Edebiyat Ödülü'ne, Âşıklar Bayramı adlı romanıyla 2019 Dünya Kitap Yılın Telif Kitabı Ödülü ve 5. Attilâ İlhan Roman Ödülü'ne değer görüldü. Romanları İngilizce ve Fransızcaya çevrildi.
12/04/2022
“Gerçek anlayışa hem aşk hem kopma olmadan ulaşılamaz.”
O “hem … hem”ler anlam zıtlığı önerisiyse, bağlanma yerine aşk sözcüğü seçimine saygı,
Zıttı olanın kendi var mıdır emin değilim keza.
07/04/2022
Benim için çoğu zaman: “Yazmasaydım, ölecektim, yazdım.” “Yazmasaydım-ölecektim-yazdım”ları olanlar, olup da delireyazanlar, kendini ve izin verirse hayatı sözcüklerin içinden geçe geçe hatırlamayı sevenler için: Kemal Varol’la Roman Atölyesi…
Atölye İçeriği:
Yazar Kemal Varol’la, yakın zamanda sinema filmi olarak da gösterilecek olan Âşıklar Bayramı romanı üzerinden yapılacak tek derslik atölyede, bir romanın oluşum aşamaları ele alınacak. Romanda hikayenin önemi, mekan ve karakter seçimi, anlatım biçimi ve diyalog yazımının irdeleneceği üç saatlik atölyede katılımcılara Âşıklar Bayramı’nın yazım aşamalarının yanısıra roman sanatı hakkında temel bilgiler verilmesi amaçlanmaktadır. Atölye katılımcılarının, atölye öncesinde söz konusu romanı okuması yeterli olacaktır.
28 Nisan, 20:00-23:00, online
Katılım için link tepede.
Kayıt alınacak ve süreli olarak paylaşılacaktır.
Kemal Varol hakkında:
1977 yılında doğdu. Edebiyata şiirle başladı. Yas Yüzükleri (2001), Kin Divanı (2005), Temmuzun On Sekizi (2007) adlı şiir kitapları Bakiye adıyla toplu şiirler olarak kitaplaştı. Jar (2011), Haw (2014), Ucunda Ölüm Var (2016), Âşıklar Bayramı (2019) ve Kara Sis (2021) adlı romanları, Sahiden Hikâye (2017) adlı bir hikâye kitabı ve Demiryolu Öyküleri (2010) ile Memleket Garları (2012) adında iki derlemesi yayımlandı. Haw romanıyla 2014 Cevdet Kudret Roman Ödülü, Sabit Fikir 2014 Yılın Romanı, 2015 Çağdaş Gazeteciler Derneği Barış Ödülü, Pen Amerika 2017 Çeviri Destek Ödülü ve 2021 Fransa Türkiye Edebiyat Ödülüne, Sahiden Hikâye adlı kitabıyla 2018 Sait Faik Hikâye Armağanı ve 2019 NDS Liseliler Edebiyat Ödülü'ne, Âşıklar Bayramı adlı romanıyla 2019 Dünya Kitap Yılın Telif Kitabı Ödülü ve 5. Attilâ İlhan Roman Ödülü'ne değer görüldü. Romanları İngilizce ve Fransızcaya çevrildi.
02/04/2022
Bu haftaki “Yetişkin Eğitimi”nde yerlerle ilişkimizden bahsederken, bunun bir sözcüğü de var demiştim; “hiraeth.” Şimdi birlikte çalıştığım Özge öğrenciler “hiraeth”i soruyorlar, bir şey gönderecektin, diye hatırlattı.
Eski bir yazıda anlatmışım, buraya yeniden kopyaladım, sözcükler ve yerler, kendimle ilişkimde bana çok destek oluyorlar, dilerim sizlere de olsunlar. Şöyle anlatmışım, naçizane:
Bugün bir arkadaşıma “neyi özlediğimi, nereyi özlediğimi bilmiyorum, ama çok özlüyorum orayı, delireceğim” dedim.
Sonra bunun sözcüğü vardı, hatırladım, Galce’de, “hiraeth,”Martin yüksek lisansta bahsetmişti, “oha,” demiştim “sözcüğe bak.” Bazen bir sözcüktür, bulman gereken, şükür ki varlar, diyorlar ki, “yalnız değilsin Sepin, bunu o kadar çok hisseden oldu ki, bu his yaşadı, yaşadı, yaşadı, hisseden delireyazdı, his de daha fazla dayanamadı, sözcük oldu.”
Fotoğraflar İngiltere’deki üniversitemden.
Sözcükler ve yerler; canlı değilse, ben yokum.
31/03/2022
Kitaplarımı yarın başlayacak Londra Kitap Fuarı’nda - - temsil edecek sevgili Seda’nın - - aşağıdaki güzel sözlerine layık mıyım bilmem de; yazıyorum ve basıyorlar; işte bunun için boğazı bir ucundan diğer ucuna yüzmem, kollarımdan kanatlanıp bulutlara yükselmem, bir ölüp geri gelmem lazım.
Londra Kitap Fuarı için bir duanızı alırım, lütfen.
(Ve aşığı olduğum Türkçemin bütün yazarlarının Londra’da yolu açık olsun.)
with
・・・
Greetings, and ! 🍀 Let me introduce you a brilliant author, Sepin Sinanlıoğlu! I am excited to welcome her to Libra Literary Agency!
Sepin writes simple, radical, and strong expository prose. Out of a feeling of despair, she creates an autofiction of great moments of beauty/love and deep sorrow, a life-affirming literary account to which it is only possible to respond with a sense of awe. Her honest, bold, and straightforward language blends with her powerful images, in order to convey a really deep, burning sense of injustice. She writes about feeling outside of the normal human experience, of feeling disconnected, dissociated, and reveals the truth of her experience with a raw honesty. Sepin’s work is definitely part of a growing canon of autofiction by women and deserves to be translated in different languages. 📚🚀
19/03/2022
Yıldızlı Kelimeler!
F*ck, s*ktir, g*t, b*k, p*ç…
Onlara yıldızlı kelimeler dedik. Onlar hepimizin kullandığı, kullanıldıklarına hemen her gün, her saat tanık olduğu ama yine de dilin içinde saymadığımız kelimeler. Kimilerinin üstünü cinsiyetçi ve saldırgan oldukları için çiziyoruz, kimilerini sadece aile içinde kullanmak abes sayılıyor, bazılarınıysa sadece çocuklar söz konusu olduğunda kullanıyoruz…
Küfürler, küfürlerde kullanılan sözcükler, insanın çoğunlukla üreme faaliyetine gönderme yapan eylem ve uzuv adları, insan bedeninin dışında kalan ama yine de küfür sayılan kelimeler… Bunlar nereden geliyorlar? Dünyanın biri cici biri de kaka kelimeler türeten iki farklı makinası mı var? Aynı dili konuşan insanların arasında iyi kelimelerle kötü kelimeleri türeten insanlar farklı insanlar mı? Günlük hayatta küfür sayılan, ayıp sayılan sözcükler aslında ne anlama gelirler? Bunların etimolojik yolculukları nasıldır?
Dördüncüsünü gerçekleştireceğimiz Etimolojik Kafa Yorma buluşmamızda bütün bu kelime ve kavramları -evet, en cinsiyetçi, en çirkin olanlarını bile,- adlı adınca söyleyecek, hepsinin anlam ve mazisini konuşacak, arada bir kikirdeyerek de olsa meseleyi tüm ciddiyetiyle ele alıp çocukluktan beri bu kelimeleri benimseme ve yaratma maceramız üzerine düşüneceğiz. Üzerine küfürün Türkiye’de ve dünyada kadınlığa ve erkekliğe dair işaret ettiklerine kafa yoracağız ve konuyu daha iyi anlayabilmek için bu kelimelerden yıldızları kaldıracağız!
Katılmak isteyenlere not: Bu tür kelimelerin etrafınızda kullanılmasından, onları işitmekten huzursuz oluyorsanız lütfen bir kez daha düşünün!
Gerek olmaz ya, yine de hatırlatmakta fayda var: Etkinliğe katılmak için on sekiz yaşın üzerinde olmanız mecburidir.
Etimolojik Kafa Yorma 4, 31 Mart, 21:30, link tepede.
17/03/2022
Eylül 1996’da o zamanlar tuttuğum Sinema Defterime kayıt düşmüşüm.
Yazım ne farklıymış, dünya ne farklı, ve aslında her şey aynı.
“Underground’u çok beğendim. En çok sevdiğim sahne Joran’ın maymununu ararken mahzene tekrar girdiğinde tavandan yani topraktan kan akmasıydı. Bir de Marko’nun kardeşi onu dövüyor, Marko o anda ‘Kardeş kardeşi öldürmeden savaş savaş değildir,’ diyor, işte o sahneyi çok beğendim.”
Emir Kusturica, Underground (Yeraltı), 1995
Müzik: Goran Bregovic